23 Nisan 2013 Salı 0 yorum

23 Nisan

 Kaybolduktan sonra bulununca dayak yiyen, yere düşünce kaldırılıp bir de babası tarafından tokat atılan, banyo yaparken kafasına tasla vurulan, sokakta top oynarken kan ter içinde kaldığında bir de annesinden dayak yiyen çocukların da 23 Nisan Bayramı kutlu olsun.
            :)
15 Nisan 2013 Pazartesi 0 yorum

Başlık Yok

 Şimdiki kaydıraklar çok dandik. Plastikten yapılma, minicik çocukları anca taşıyabilen, kısacık, böyle kaydın mı yolculuğun hemen sonuna gelinen kaydıraklar bunlar. Peki bizim zamanımızda böyle miydi? Yoooo, bizde demir kaydıraklar olurdu, sıcakta kavrulurdu, kaydığında popocuğun yanardı, bir de uzundu, öyle pat diye bitmezdi bu yolculuk...

7 Mart 2013 Perşembe 1 yorum

Tiger Tiger

Tiger! Tiger! burning bright
In the forests of the night;
What immortal hand or eye
Could frame thy fearful symmetry?

In what distant deeps or skies 

Burnt the fire of thine eyes?
On what wings dare he aspire? 
What the hand dare seize the fire?

And what shoulder, & what art,

Could twist the sinews of thy heart?
And when thy heart began to beat, 
What dread hand? & what dread feet?

What the hammer? what the chain? 

In what furnace was thy brain?
What the anvil? what dread grasp 
Dare its deadly terrors clasp?

When the stars threw down their spears, 

And water'd heaven with their tears,
Did he smile his work to see? 
Did he who made the Lamb make thee?

Tiger! Tiger! burning bright 

In the forests of the night;
What immortal hand or eye 
Could frame thy fearful symmetry?

1 Şubat 2013 Cuma 0 yorum

Başlık Yok

 Uzun süre uykusuz kalmak ancak yataktan ve pijamadan uzak yerlerde gerçekleşebilir, bir yolculuk halinde ya da daima hareket halinde uzun süre uykusuz kalabilmek mümkün fakat evdeyken yatağa bu kadar yakınken bu çok zor. Yataktaysanız eğer "Bugün yatmiycam lan!" diyerek elinize aldığınız kitabın ikinci sayfasına geçemeden "İnsan geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak.." uyarısı ekranda belirir ve ok tuşuna basamadan gözler kapanır.
15 Ocak 2013 Salı 0 yorum

Zaman Tüneli

 Biz kaset doldurmuş bir nesiliz, cd'ye geçişimizi hatırlarım, sonra mp3'ler geldi, flash diskle tanıştık, internetle haşır neşir olduk. Telefonla tanışalı çok uzun yıllar olmadı, 10 yıl önce telefon lüksten sayılırdı, hava atma aracıydı, zil sesi melodileri kitapçığı almış bir nesiliz biz, akşam vakti 3310 melodilerini hiç mi duymadınız, onların telefonu vardı resmen, polifoniğe geçenler şanslıydı, kameralı telefon almak her babayiğidin harcı değildi, gel gör ki şimdi kameralı telefonu olmayana hayretle bakılabilir bir zamandayız. Mükemmel ya da üstün bir nesil olduğumuzdan söz etmiyorum, şöyle geçmişe baktığımda bu kadar hızlı yaşayan bir nesil göremiyorum sadece, oldukça da objektif bakıyorum hem de, tabi ilerlemeden kastım teknolojik. Ki bundan sonra daha farklı olur ve çok daha hızlı yaşayan nesiller olacaktır. Bu bahsettiğim basit sıralamayı izleyerek, hatta sadece arabaların gelişimini dahi gözlemleyerek uçan arabanın tarihinin yaklaştığını kestirebilirsiniz, gerçi araba hep yerde süründü, onun için adı araba oldu zaten, uçurumdan yuvarlananları uçan olarak saymıyoruz, hayır lütfen yanii, demem o ki bi 200 yıl daha yaşamaya gerçekten ihtiyacım var.
11 Ocak 2013 Cuma 0 yorum

Başlık Yok

 Otobüste önümdeki kadına yer değiştirebilir miyiz, diye sorduğumda "Ne olacak yer değiştirince" gibi saçma bir yanıt aldığımda "Arkadaşımla konuşucam" dedim. Onun yanında oturan arkadaşımı göstererek. Otobüsün gürültüsü ve kadının gevelemeleri birbirine karışınca pek bir şey anlamadım, tek anladığım bunu olumsuz karşıladığıydı. Yani bir insan böyle bir şeyi neden olumsuz karşılar diye düşünürken camdan sakallı, bıyıklı silüetimi gördüm. Sanırım dindar görünüm filtresine takılmıştım ve kadın beni çağdaş sözcükleriyle vurmuştu ama ağzında gevelediğinden anlamamış olduğum gibi konuşma ihtiyacı da hissetmemiştim. Arkadaşımla çaprazlama konuşmaya devam ettim, tabi aklım o kadındaydı bir bakıma, sanırım ben bir çağdışıydım ve bir kadınla oturduğum(yanımda kadın vardı) için kendimi günahkar hissediyordum. Çağdaş kadınsa beni bir kadınla oturmaya mahkum etmişti, cezam sonsuza dek cehennemdi...
7 Ocak 2013 Pazartesi 0 yorum

Başlık Yok

 Ne zaman yerde meyve suyu kutusu görsem engellenemez bir dürtüyle basarım üstüne, tabi sevgili meyve suyu kutumuzda birazcık meyve suyu vardır ve pipeti bana dönüktür. Basmam ile pipetten paçama meyve suyunun fışkırması bir olur. Meyve suyu ile ıslanmış paçama bakar ve dertsiz başıma neden bu derdi açtım diye düşünür dururum...
4 Ocak 2013 Cuma 1 yorum

Run Forrest Run

 Sevgili Forrest Gump,
Hayat çikolata kutusuna benzer, içinden ne çıkacağını bilemezsin.. diye bir söz etmişsin. İnsanlar da çok mükemmelmiş gibi, çok anlamlıymış gibi sandıkları için bu sözü olur olmaz yerlerde dile getiriyorlar. Bak arkadaşım, sizin oraları bilmem ama bizim buralarda çikolata kutusundan çikolata çıkar. Bir kere bile denk gelmedim çikolata kutusundan domates ya da ne bileyim penguen falan çıksın. İçinden ne çıkacağını bilemeyeceğin tek şey, dolaptaki dondurma kutusudur. Bunu bil istedim. Hadi şimdi koş.
 
;