31 Aralık 2012 Pazartesi 0 yorum

2013

 Yeni yıl beklentilerle dolu bir zamandır. Usluysanız kırmızı elbiseli şişman bir adam evinize gelip hediyeler bırakır ama noel baba diye biri yoktur. Yılın en harika anında bir yalan kutlanıyor...
27 Aralık 2012 Perşembe 0 yorum

Başlığı Ne Yapacaksın Ki?

 Lütfen ekmeği gözünüzle seçiniz, yazıyor bizim marketin ekmek dolabında. Tam bir çağdaş gibi yazıya uygun davranıyorum ve gözümle seçiyorum ekmeği ve alıyorum elime poşete atmak için, fakat oda ne! Bir maket adeta, ekmek olduğuna inanmam mümkün değil, bu sertlikte bir ekmeğin ekmek dolabında işi ne? İlk denemem başarısız, ama ekmeği de geri koyamıyorum yazıya uyacağım dedim ya bikere. Pekala, şu ekmek iyi gibi, küçük görünüyor ama biliyorum aslında doyurucu, evet evet çok güzel bir ekmeğe benziyor diyerek aldığım ekmeği de tam poşete koyacakken altının kapkara olduğunu görüyorum. Poşette iki adet defolu ekmek var ve bu böyle olmayacak. Seri bir şekilde ekmekleri elliyorum ve yamuk yumuk ama yumuşak bir ekmeği poşete koyarken defolu iki ekmeği hızlıca dolaba atıp kasa da parayı verip arkama bile bakmadan hızlıca çıkıyorum marketten.
24 Aralık 2012 Pazartesi 0 yorum

Başlık Yok

 Dur bi yarın gelsin, sonraki yarını bekleriz, işte o yarından sonraki yarını beklemek için bir sonraki yarını beklerken, bir sonraki yarının bizlere getireceklerinin bir sonraki yarın da ne işimize yarayacağını düşüneceğiz bir sonraki yarında.
18 Aralık 2012 Salı 0 yorum

Başlık Yok

 Annelerin pazarı bitmez. Cepte 1 lira da olsa o pazar komple dolaşılacak, tüm fiyatlara bakılacak. Sıkılırdık, sürekli takip edemezdik, zaman zaman dalardık başka tezgahlara ve o an bir şey olurdu, annemiz aniden ışınlanırdı. Çocuktuk, endişeli gözlerle sağa sola bakardık, tezgahlara uzanan onlarca anne vardı. Yanlarına yaklaşıp hangisi benim annem diye bakardık, bizim annemiz hangisiydi? Pazarın bir ucundan diğer ucuna koşar adımlarla giderdik, zorlu bi süreçten sonra annemiz gelirdi bize kızarak. Sevinç korku arası duygularla sarılırdık annemize ama annemiz kızardı bize "Yanımdan bir daha ayrılma!" diye. Pür dikkat gözlerle onu izler ve pazarın bitmesini beklerdik. Suçluluk duygusuyla ağzımızı açamazdık. Akşam ezanı okunur gün biterdi, eve doğru yol alırdık. O esnada suskunlukları bozan şey annenin bizi babayla tehdit etmesiydi, akşama babayla hesaplaşma vardı. Annelerimize göre kaybolan bizlerdik, oysa kaybolan annelerimizdi diyemiyorduk.
 Çocuktuk, kaybolanın annelerimiz olduğunu ifade edemiyorduk...
15 Aralık 2012 Cumartesi 0 yorum

Başlık Yok

 Şunu anladım ki ben ufacık şeyleri kafasına takan biriyim, gerçi belli olmuyor büyük bir şeyi de kafama taktığım oluyor ama en aptalca şeyler aklımda yer ediniyor. Hayatımda hiç bir yeri olmayan fotoğraf makinesini arıyorum yaklaşık bir buçuk saattir, evin her tarafını aradım yok. Sanki yer yarıldı da alt komşunun evine düştü. Bildiğin moralim çok bozuk şu an, müthiş bir karamsarlık içindeyim. O fotoğraf makinesinin olmayışı sanki artık hayatımda bir eksiklikmiş gibi, hayır bulduğumda da vatana millete hayrı olmayacak o makinenin. Kendimi şöyle bir çekip bakıcam sadece olay bu yani. Ama bulamıyorum, kahroluyorum. İnternet gibi değil hayat... Arıyorsun, mücadele ediyorsun, bulamıyorsun...
1 yorum

Başlık Yok

 Gece geç vakitler..çektim kendimi tenhaya, çıkardım varlık gömleğimi, tuttum yakasını ve dedim ki "olum kimsin lan sen, bu ne gizem, bu ne inatçılık, bu ne terbiyesizlik, gündüz başka gece başkasın,  amacın ney senin" önce tırstı baktım korkmaya da başladı ödü patlayacak gibi oldu, ölecek galiba dedim, sonra bırakayım ölsün dedim, olmadı yapamadım.. Geri giydim gömleği ve kaçtım kendimden.
9 Aralık 2012 Pazar 0 yorum

20 Seconds

 Sometimes all you need is 20 seconds of insane courage. Just, literally 20 seconds of just embarrassing bravery.
4 Aralık 2012 Salı 0 yorum

Başlık Yok

 Facebook yazıtları almış başını giderken, profesyonel yaya olup çıktığım okuldan kalan yorgunlukla anlamsızca seyrediyorum monitörü. Ayaklarımı uzatıp birinin bana çay getirmesini bekliyorum. Gelen yok, sanırım çay gelmeyecek, kimse çay koymadı muhtemelen, acaba evde çay var mıdır? Peki gerçekte çay var mıdır? Varsa neden vardır, insan nasıl öğrendi çay yapmayı, nereden akıl etti? Neyse bunları düşünmenin sırası değil, tek istediğim sadece çay, anlıyor musun? Bana bak bana!! (yaka tutma efekti) sadece bir fincan çay istiyorum anlıyor musun?
0 yorum

Kaan Dobra

Kaan Dobranın takıma yeni geldiği günlerdi aşkım,
Off ne alakası var şimdi deyip dinlememezlik etme,
dinle bir kere.
Kaan Dobra takıma yeni gelmişti.
yalan söylemiyim sanırım Antep maçıydı.
maç neredeyse bitmiş, skor kesindi..
hoca maçın 89. dakikasında oyuna aldı Kaan'ı,
sahada herkes çok yorgundu, bir tek Kaan
civelek gibi koşuyordu sağa sola.
ben de dahil herkes güler gibi bakıyordu
"aaa kerize bak, aaa enerjiye bak" diye..
ama hoca beğendi Kaan'ın performansını
diğer maçta daha çok yer verdi.
bir diğer maçta daha bi çok.
ve bugün Kaan Dobra, Kaan Dobraysa
o 89. dakika yüzündendir...
Şimdi gelelim sadede
ben de ilişkimizi kurtarmak için
89. dakikada oyuna girmiş bir oyuncu gibi koşuyorum,
Çırpınıyorum.
Gör performansımı diye.
Sev beni diye...
(Umut SARIKAYA)
3 Aralık 2012 Pazartesi 0 yorum

Başlık Yok

 Öğretmen derste hızlı hızlı yazdırınca, kaçırdık birkaç kelimeyi. Sonra o kelimeleri tekrar ettirmedik, sağdan soldan baktık. Öğretmen hızını alamayıp yazdırdıkça yazdırdı. Defteri boş boş karalayıp şekiller yapmaya başladık, kaçırdığımız otobüslere üzülmemeyi öğrendik, geride kaldık, oyunlar oynadık...
1 Aralık 2012 Cumartesi 0 yorum

Bensizliğim

Aşk acısı çekmekle suçluyorlar beni,
Oysa o acıyı aynada görmeyi göze aldım ben, Seni severken zaten.
O hüznü büyütemeyenin ne işi var aşk'la
Benim derdim başka.
Sen, neşemi aldın giderken
Kahkaha ne demekse
Yükleyince adının anlamına,
Yaz olunca güneş,
Sonbahar olunca yağmur,
Şimdi gidiyor ağrıma.
"Kelebek demeseydim sana" mesela diyorum
Şimdi ne zaman görsem
Onu da sevmiyorum.
Öksüzlüğüme tokat çırpıyor.
Nasıl düşmanım sana birbilsen!
Sevgiye, aşk'a hürmet etmedin
Ben sevgimi saklarken
Sen üşüme diye
Başkalarının hikayesini serdin üzerime.
Seni üzüp ağlatanda kaldın da,
Yarım mevsim durmadın yanımda!
İnandığım her şeye sarılıyorum
Senden daha kötü biri olmamak için.
Nasıl nefret ediyorum Senden,
Ellerinden,yüzünden,hüznünden..
Aynalardan utandırdın beni.
Ben diye anlattığımı çırılçıplak kalabalıklarda bıraktın
Sen ki bu kadar yeminimi bana yediren.
Bana da yazıklar olsun
O kadar iyi biliyorum ki
Şimdi çağırsan...
Yine gelicem.!

     Ceyhun Yılmaz
0 yorum

İlk Yayın

 Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhıdır açık konuşayım, ne olursan ol gel demiyorum zira hiç görmeyi arzu etmediğim insanlar var. Bilmem kaç yüz bin kere tövbesini bozmuş insana da güvenmem, o ne lan bozulur mu kadar. Öyle her önüne gelene tapanla da işim olmaz. Başta da belirttiğim gibi ümitsizlik mekanıdır burası, insanlara hiçbir şey vaat etmeyen dünya çapında hiçbir saygınlığı olmayan sanal bir dergâhız biz, buyrun kayıtları buradan yapabilirsiniz.
 
;